melike uzun - et / nisan 2015

Melike Uzun, 1975 Eskişehir doğumlu. Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı’ndan mezun. Kürar adlı ikinci öykü kitabıyla yüreğimizde kabuk bağlamış yaraları sızlattı. Gelip geçici heveslerin belirlediği insan ilişkilerinin, hızın ve tüketimin duyarsızlaştırdığı duyularımızın pasını sildi. Melike Uzun’un karanlığı, kuytuyu, dillenmemişi anlatırken yeryüzündeki tüm kötülükleri susturmak ister gibi bir çabayla yazdığını düşünüyorum. Kendisi şöyle ifade ediyor bunu:

“Yaşamın ve dünyanın karanlık olduğunu düşünsek de bu karanlığın içinde ulaşmaya çalıştığımız bir ışık, durmadan yanan varlığını bildiğimiz, uzaklarda bir yerlerde olduğuna inandığımız ama bir türlü ulaşamadığımız, aydınlığında birbirimizin gözlerine bakmak için can attığımız bir ışığın hayali ve gerçekten yakabildiğimiz küçük küçük ışıklar var. Dostluk, evlat sevgisi, aşk, edebiyat… Günlük yaşamımıza sinen, yoğun ve kaçınılmaz kötülükten ne kadar yaralanırsam yaralanayım bu ışıkları büyütmeye çalışıyorum kendimce. Yazıya yansıyan bu ikilik olabilir.”

Nilüfer Altunkaya


 

 

 

et

melike uzun

 

 

 

 

Melike Uzun - Kürar

İletişim, Öykü

 

Bir ayna rüyama giriyor. Olan biteni ordan izliyorum.  Kancalardan birinde “o” asılı. Hâlâ canlı. Bana bağırıyor. “Unutma 37 nolu odaaaa”  Uyanıyorum.

     

Sabah. Gittim et reyonuna. Girişte kartımı okuttum. Bonemi geçirdim, mavi önlüğümü, steril eldivenlerimi.

 

Reyonun arkasındaki depoya uğradım. Göndermeleri gereken malları söylemek için. Arka bacaklarından asılmış, dana, kuzu ve domuzlar. Korkan, acı çeken ve ölenlerin ter kokusu üstüme başıma değil de ağzıma, soluk boruma, mideme siniyor.

 

Müşteri birikmiş. Kıyma istiyor biri.  Bir avuç gulaşı makineye attım. Et, solucanlar gibi aktı makinenin ağzından. O sırada telefonum çaldı.  “O.”

 

Eldiveni, boneyi, mavi önlüğü sıyırıp attım. 37 nolu odaya vardığımda  cüzdanını komodinin üstüne koymuş oturuyordu. Kapkalın bir cüzdan.

 

Soyundum. Bana değil aynaya bakıyor. Baldırlarımı, kalçamı, ortası hafifçe çukurlaşmış sırtımı ordan izliyor. Yüzümü aynaya döndüm. Memelerimi avuçladım. Avuçlarımdan derisi sıyrılmış etlerin döküldüğünü gördüm. Birazdan bacaklarımdan asılacaktım. “O” iştahla bana bakıyor, cüzdanı komodinin üstünde duruyordu.